Kalıntı, savaşın kendisine değil, ardından varlığını sürdüren izlere bakar.
Siyah, beyaz ve gri; estetik bir tercihten çok, eksilmenin ve belleğin görsel diline dönüşür. Renk geri çekildikçe boşluk, gölge, yüzey ve sessizlik belirginleşir; görünmeyen, görüntünün taşıdığı anlamın parçası olur.
Burada kalıntı, yalnızca fiziksel bir artık değil; bedende, bellekte ve mekânda süren bir varoluş biçimidir. Geçmiş, parçalar ve kesintiler aracılığıyla şimdiye sızar.
Kalıntı, savaşı yeniden temsil etmek yerine, geride kaldığı düşünülenin bugün içinde nasıl yaşamaya devam ettiğini araştırır.
Bu sitede deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz.
Aşkın Önder (1975–2019)
Biz;bir kaç maceracıyız…
Pusulamız var bizim…
Evrensel sanat kavramının damarlarında şevkle dolaşıyoruz.
Yüreğimizde, güneşin yüzyıllardır aydınlattığı ve ısıttığı insan kültürünün izleriyle…
Evrenin en özel varlığı olan insan kültürünün, kadim toplulukların bizlere kalanlarıyla belki de...
Ayırt etmeden çıktık yola. Klasik, güncel, modern yada çağdaş…
İnsana ait hayal evrenimizin en ücra köşelerinde yer alan, henüz hayali bile kurulmamış bir gemideyiz.
Bakir denizlerde yelkenimiz rüzgar dolu,
gemimiz dümensiz,
hayal ettiklerimizi takip ediyoruz.
Bu bir yarış değil. Tatmin diyebiliriz belki…
Gözlerimizin görmekten hoşlanabileceğinden öte;
ruhumuzun derinliklerinde yeni hayal pencereleri açacak,
hayatımıza yeni bir anlam katacak,
ufkumuzu daha ileriye taşıyacak,
bizi doğanın en özel varlığı haline getirecek olanların peşindeyiz.
Biz;bir kaç maceracıyız…
Pusulamız var bizim…
Hayal evrenimizde yolculuktayız.
Yelkenimiz rüzgarla dolu...